PAYLAŞMAK İSTEDİĞİNİZ HERŞEYİ morboga38@hotmail.de ADRESİNE GÖNDERİN YAYINLAYAYIM. Mustafa Morboğa
   
 
  Köy Hakkında Genel Bilgiler

Kaynak : Osman Tanrıverdi

Hazırlamış olduğu Tez' inden alınmıştır. Osman beye, bu bilgilerin sitemizde yayınlanmasına müsadeleri için  Teşekkürlerimi arz ederim.

Google Earth ' de eklemiş olduğum Köyümüzün
görüntülerine bakabilirsiniz.


Uydudan Köyümüzün görünümü


Uydudan Köyümüzün görünümü


Uydudan Kayserimizden Köyümüze kadar görünümü


Uydudan Köyümüzün ve Tuzlagölünün görünümü


Uydudan Kızılırmak, Köyümüz, Ömürlü ve Tuzlagölünün görünümü


Uydudan Köyümüz, Kayserimiz ve Yamula Barajından görünüm


Uydudan Erciyesden Kayserimizin ve Köyümüzün görünümü


Uydudan Köyümüzün ve Kayserimizin görünümü
ein Bild

Uydudan Tuzla Gölü Köyümüz ve Kızılırmakın Görünümü
ein Bild

Ömerhacılı Köyümüz Çevre Köyler ve Kayserimizden Görünüm


KÖYÜN COĞRAFİKONUMU :

Ömerhacılı köyü, Kayseri merkezinin kuzey doğusunda, ellibeş kilometre uzağındadır. Köy, daha evvelden Bünyan kazasına bağlı iken daha sonra Sarıoğlan kazasına bağlanır. Çünkü Sarıoğlan o sıralarda bir nahiyeliktir. Sonra Kaza olunca Köy Bünyan'dan daha yakın olmasından dolayı Sarıoğlan'a bağlandı. Köyün coğrafi yapısında dikkat çeken en önemli unsur bir iki kilometre uzaklıkta bulunan otuzbeş kilometre çevresi ile Tuzla gölü göze çarpar. Köy ise göl seviyesinden yüksek olan batı tarafındaki dağ etekleri üzerine kurulmuştur. Köyün solunda yerel ismi ile Işıl dağları , Batısında ise Oğlancık kalesi yer alır. Yaklaşık olarak otuz otuzbeş kilometre uzaklıkta ancak seçilebilen Hınzırî dağları göze çarpar. Köyün bir başka avantajı; arazilerinin yakınından köye yaklaşık Üç kilometre uzaklıkta kuzeyinden Kızılırmak'ın geçmesidir. Köyde bol miktarda kaynak suları mevcuttur. Bu kaynak suları bir yerde toplanarak köyün içme suyu problemide bu şekilde giderilmeye başlanmıştır.

2.KÖYDE GEÇİM KAYNAKLARI :

Ömerhacılı Köyünün konumu ve kuruluşu itibarı ile ana geçim kaynağının başında çiftçilik ve ziraat'i sayabiliriz. Daha sonra hayvancılık ve bunun yanı sıra Halı dokumacılığı gelir. Bunlardan başka en önemli unsur, geçim kaynakları bunlar olmasına rağmen kendilerini tatmin edemeyen bazı Ailelerki  (bunlar yakın zamana kadar çoğunluğu temsil etmekte idi.) Avrupaya çalışmaya gitmişlerdir. Böylece Köyün Dînî ve ekonomik yapısında değişiklikler meydana gelmiş bazı ilerlemeler kaydedilmiş. Bunun neticesinde Avrupada çalışma ideal bir iş sahasını oluşturmuştur. Fakat yakın yıllara bir göz attığımızda bu anlayış değişmeye başlayarak şehire göç daha cazip hale gelmiştir. Bunun sebebi ilk önce Avrupa Ülkelerindeki Türklere karşı takınılan olumsuz tavır, daha sonra ise Avrupada bulunan Ailelerin yaşayış ve anlayış biçimlerinin Köyde bulunan vatandaşları tatmin etmemesidir.

3.KÖYDE AİLE YAPISI :

Köylerin geçim kaynağı ziraat ve çiftçilik, hayvancılık ve halıcılık olması hasebi ile Köydeki Aile yapısı genellikle Ata Erkil Aile yapısını andırır. Evlerinide bu amaca hizmet edecek şekilde bina etmişlerdir. Yani Ana Babanın yanında, oğulları gelinleri hep birlikte aynı çatı altında yaşarlar. Tarlaya çalışmaya hep birlikte gider, istisnasız bütün Aile fertleri geçim teminine katkıda bulunurlar. Burada kadınlar müstesna bir yere sahiptir. Sabah erken kalkarak çalışmaya gideceklerin azığını hazırlar. Hayvanların sütlerini sağar, sığıra davara katar, daha sonra mevsimine göre yaz ise bahçesi bağı varsa bahçesine bağına, mevsim kış ise genellikle halı dokumaya gider.

4.KÖYÜN KÜLTÜREL VE SOSYAL YAPISI :

Edinilen bilgilere göre, Ömerhacılı Köyü kültürel ve sosyal yapı itibari ile bazı değişmelere sahne olmuş, etraf Köylere nazaran daha hızlı ilerleme ve etnik bakımından daha olumlu bir gelişme safhasına bürünmüş görünür. Bunun, bu gelişimin Temel sebeplerinden biri, ozamanki ismi ile inhisar olan tekel kuruluşunun, Tuzla gölünde görevli olarak çalışmak için Türkiyenin her bölgesinden buraya gönderilen memurların Ömerhacılı köyünde kalması ve orada ikamet etmeleridir diyebiliriz Çanakkale, Edirne, Erzincan,Selanik vesaire gibi şehirlerden gelen bu gün görmüş, tahsil yapmış devlet memurları daha önce Ömerhacılı köyüne komşu olan Palas belediyeliğinde ikamet etmekte iken, buranın olumsuz bazı şartlarından dolayı Ömerhacılı köyüne geçmek istemişlerdir. Sebebi ise Ömerhacılı köyünün çamursuz oluşu, havasının yayla havasını andırması insanlarının misafirperver olması, suyunun güzel ve bol olması gibi avantajlı durumlar orada bulunan inhisar memurlarını bu karara sevk etmiştir. Türkiyenin çok çeşitli beldelerinden gelen bu şahıslar hali ile kendi bulundukları yerin medeniyetini, adetini, kültürünü, gelenek ve görenek ve adetlerinide beraberinde getirmişlerdir. Köyde inhisar memurlarının geldiği sıralarda onların özel olarak kalacakları bir yerin olmaması bu kişilerin köylülerde daha çok ilişkide bulunmasına meydan vermiştir. Köylüler bu gelen memurları kendi evlerine misafir etmişlerdir. Oturdukları odaları onlara hazretmişlerkendileri ise o zamanın tabiri ile ahır sekilerine çekilmişler, belli bir müddet bu şekilde memurlar yaşantılarını sürdürmüşlerdir. İşte bunun neticesinde köylü halk en basitinden en değerli mevzularda çeşitli kültür ve bilgi sahibi olmuşlar örnek,yemek çeşitinden giyim çeşitine kadar belirli bir kültür ve bilgi alışverişinde bulunulmuştur. Gelişmenin göze çarpan sebeplerinden biriside köy halkının dış ülkelere çalışmaya gitmiş olmalarıdır. Dış ülkelere gidenler bulundukları yerlerde çeşitli meziyet ve değişik bir hayat anlayışıyla köye dönmüşler. Bazıları kendilerini giyimiyle, kuşamıyla avrupaya benzetmiye çalışırken diğer bir kısmıda köyde çekirdekte zaten var olan özünü ve gerçek benliğini bularak kendi dinine, geleneğine adetine tam sarılmıştır.                                                                  

KÖYÜN DİNİ DURUMU :

 Tezimizin asıl konusu olan Ömerhacılı köyünün dini yapısını incelerken, ilk önce köylü vatandaşları üç kısma ayırmak zorundayız

1. Köyde yaşamını sürdürenler 

2. Köyde yaşayıpta, dış ülkelere gidenler

 3. Köyden şehire göç edenler

Köylü halkın dini yaşantısını örf ve adetlerini, dinden ne anladıklarını, köyde bulunan bazı inançları tam olarak açıklayabilmek için köylü halkın daha önce eskiden, ne şekilde, hangi şartlar altında, nasıl yaşadıklarını tam olarak tetkik etmek gerekmektedir. Çünkü Ömerhacılı köyü dini yaşantısı ile gelenek ve görenekleri ile adetleri ile kendisine çok yakın olan köylerle dahi karşılaştırıldığı zaman göze çarpacak nitelikte farklılıklar arz etmektedir. Köyde daha evvelden, yani buraya bir sınır çizmek gerekirse en azından köye elektirik gelmeden önce halkın yaşam ve ilişkileri çokı daha değişik değer kalıplarına oturmakta idi. Elektirik gelmesini sınır olarak kabul etmemizin sebebi ise işte bu sosyal yaşantıyı değiştiren en önemli etken olmasındandır. Köylü halk bahsettiğimiz bu zaman diliminde gerçekten ilişkilerinde kuvvetli komşuluk bağlarında samimi,büyüklerine karşı saygılı sözü dinleyen ve dinleten kişileri çok olan bir zamanda idi. Köylü halkı dinler tarihi konusunda incelenebilecek adetlerinden birisi, köy odalarının bulunması ve orada büyük küçük demeden herkesin toplanması idi. Çünkü bu köy odaları köyün dini yaşantısının büyük ölçüde etkilemiş onlara din konusunda taze ve canlı bir ruh kazandırmışlardır. Köylü halk haftada en azından iki üç gün bu köy odalarında toplanır, halleşir, dertleşir, anlatır türkü söyler söyletir, bazen güldürür, bazen ağlatır, bazen korkuturdu. Oköy odalarında neler olmazdıki, büyükler gelir köyün ihtiyar ve önemli şahsiyetleri köşelerde bulunan her zamanbüyüklerin yeri olan köşe minderlerine otururlardı.: Yemekler yenir kahveler çaylar içilir, ondan sonra sırati Nebiyi ve cenkleriCafer'i sadıktan, Battal Gazinin kahramanlıklarından, Zeynel Abidinin menkibelerinden Hazreti Alinin Zülfikarından, Ebu Müslim'in cenginden bir masal gibi anlatılır, kasideler söylenir, eski hatıralar dile getirilir, savaş anıları anlatılır, bu ve daha sayamadığımız konular söylenir, o zamanın ve siyasi hayatın değerlendirilmesi yapılır. Köy hakkında yapılması gerekenler arzedilir. Öğrenilmek istenen sorular sorulur. Bu minval üzere gece geç saatlere kadar bu sohbet tatlısı ile acısı ile sürüp giderdi. İşte bu kısaca anlatmaya çalıştığımız köy odaları bütün köylü halkın bir yere toplanmasını sağlayıp büyüğünden küçüğüne dini hakkında, Peygamberi ve eski zaman hakkında en azından bir duygu ve ona saygı ve sevgi beslemesini verebilmekteydi. Köyün camiisinin o zamanki imamı kim ise bu oturmaya davet edilir, ondanda bilgiler alınırdı. Köyde kendini yetiştirebilmiş bazı önemli şahsiyetlerinde burada etkisini söylemeden geçemiyeceğiz. Muthullah hoca, kör Ramazan hoca, Avşar Osman, Dursun emmi gibi değerli şahsiyetlerde köyün bu şekilde bir dini yaşantısına yön verebilmiş, etki edebilmişlerdir. Azda olsa anlatmaya çalıştığımız bu köy odaları köylü halka öyle bir anlayış getirmiştirki bazı dini kurallar Dinle ilgili bazı meseleler din alanında kabul edilmesinin yanısıra ruhlarına yerleşmiş, kesin olarak kabul edilmiş adet halini almış, hatta diyebilirizki övgü ve üstün bir mefhum olarak karekterlerine yer etmiştir. Misal verecek olursak,diğer köylerde olduğu gibi köyün imamına saygı göstermek ona tazim ve hürmette bulunmak ona maddi ve manevi konularda en güzel şekilde desteklemek hem sevap hem gerekli hem övgü halini almıştır. Eğer bir dedenin torunu, bir babanın oğlu, camiiye gidip müezzinlik yapıyorsa, ezan okuyabiliyorsa o bunlar için en büyük sevinç en büyük gurur kaynağıdır. Herkes tarafından filanın oğlu, filanın torunu camiide ezan okudu, müezzinlik yaptı diye parmakla gösterilir. Hatta gıpta ederek, kendi çocuklarınada karşılaştırma yaparak böyle olmalarını istediklerini beyan ederler. İşte bu ve bunun misaller bize gösteriyorki bazı dini görevler ve emirler artık köyde tamamen yerleşmiş ve kabul nedilmiştir. Köy halkının dini yaşantısı konusunda söylenebilecek bir diğer husus köyün çoğunluğunu türkmenlerin oluşturması bunun yanısıra bazı bidat ehli mezhep ve fırkalara mensup bulunan hiçbir sülalenin bulunmayışı köylünün saf inancını halis niyetini bozmamış, daha samimi fakat taklidi saf bir inancın her zaman kalplerinde bulunmasına imkan vermiştir.

DEDEM OSMAN TANRIVERDİ'NİN

KÖY ODALARINDA SÖYLEDİĞİ MANİLERDEN ÖRNEKLER :

Bugün istemişler yarenler bizi

Geldim şenlendiririm meclisinizi

Teklife söylemem muhanet sözü,

 Muhanet sözleri sorarlar birgün.

 

Misafir ağalar sefa geldiniz.

Taptınız Kur’ana secde kıldınız

Hakkın Resuluna ümmet oldunuz

Hak ile batılı aralar birgün.

 

Aldanma dünyaya bu servet kalmaz

Geçer fırsat elden dillerim dönmez

Azıksız giderim geri gelinmez,

Defteri Amalemizi dürerler birgün.

 

Emredin ahbaplar başım üstüne,

Çalışalım kör şeytanın kastine

Salavat getirelim mevla dostuna

Söyleyen dilimizi yorarlar birgün.

 

Hilafım var ise söylen yarenler

Aldanıp dünyaya göğsün gerenler.

Çıkar can cesetten sual sorarlar

Mizandan sırata sürerler birgün.

 

Çoktur isyanımız yürekte sızı

Hilafmı kardeşler Osman,ın sözü

Birgün ecel erer anarlar sizi

Mecliste yerimizi anarlar birgün.

 

DEDEM OSMAN TANRIVERDİ'NİN

KÖY ODALARINDA SÖYLEDİĞİ MANİLERDEN ÖRNEKLER :

Konuşalım yarenler ahval,den halden

Kur,an tarif eder sapmam o yoldan

Hiç vefanız olmaz burdaki maldan

Uyma nefse fırsat elden kaçıyor.

 

Cehennem ateşi yakmasa bizi,

Cennette görsek biz gülü nergisi.

Hak davet eylese beraber bizi

Aç gözün gör eken biçiyor.

 

Siz sefa geldiniz behey kardeşler,

Gül için ah çeker o bülbül kuşlar.

Dilimde zikrullah gözümde yaşlar

Aldanmam dünyaya konan göçüyor.

 

Hilafım yok itikadı olana,

Tanrı birdir Muhammed,i bilene.

Aldanmayın şeytan gibi yalana,

Uyma nefse fırsat elden kaçıyor.

 

Aldanmam dünyaya eylemem sohbet,

Kabir sualinizi sorarlar elbet.

Edelim kardeşim şeytana lanet

Uyma nefse fırsat elden kaçıyor.

 

Nasip ise beyaz gömlek biçilir

Ecel erer bu faniden göçülür.

Osman derki Hak batıldan seçilir.

Aç gözün uyan gör eken biçiyor.

DIŞ ÜLKELERE ÇALIŞMAYA GİDENLERDE DİNİ DURUM  :

Köyde bulunan halk tarlası ile hayvanı ile uğraşırken Avrupa ülkelerinde çalışma olayı meydana gelince köyü bu avrupaya gitme hevesi sarmış ve Avrupaya giden birkaç ailenin durumları değiştirecek köy gelmesi, köylü gençleri bilhassa bu gitme işine heveslendirmiştir.Genede Avrupa ülkelerine gidenlerin çoğu Batı Almanyaya gitmişlerdir. Gidenlerden edinilen bilgilere göre oraya vardıkları zaman kendilerini her yönü ile yani hiçbir zorlama ve kısıtlamanın bulunmadığı serbest bir yaşam içinde bulmuşlardır. Bu yaşamın verdiği serbestlik bazılarının Avrupalaştırmış giyim ve kuşamları belirli ölçüde değiştirmiş kimini ise bu serbestlikten istifade ederek kendi özüne ve kendi benliğine kavuşturmuştur. Fakat her iki kesimde islam dininin emirlerini yerine getirmeseler bile hiç bir zaman dinlerine karşı çıkmamış onu herkesten çok savunan bir kesim olup her zaman ona sahip çıkmasını bilmiştir. Avrupa ülkelerine çalışmaya gidenler daha yakın tarihe kadar köylü tarafından uğurlanır, güle güle sağ salim gitmesi için evlerine ziyaretine giderler. Güçleri nisbetinde hediyeler verirlerdi, izine geldikleri zamanda yine aynı şekilde karşılamaya gidilir, hoşgeldin yapılır, gelen kişide onların durumuna nisbetle hediyeler getirirdi. Avrupaya veya diğer şehirlere gidenler  belli bir müddet sonra geldiklerinde eğerki evde bekar küçük varsa onu evlendirmek zorundaydı.Bunu köy kendisine adet edinmişti. Bundan başka köyde bulunupta hali vakti yerinde olmayanlara  yiyecek, giyecek eşyası tedarik edilir, hayır duaları alınarak memnun edilirdi. Avrupaya çalışmaya gidenlerin Dini yönü gözlendiği zaman bazılarının genellikle ( genellikle diyorum çünki çoğu değil ) bir tarikata mensup olduğu tasavvuf yoluna girdiği gözlenebilir. Bunun sebepleri kendilerine sorulduğu vakit verilen cevaplar çoğunlukla doyurucu olmamakla birlikte şu maddeleri sıralamak mümkündür.

a-Yukarıda açıklamış olduğumuz gibi temelde bulunan saf bir din ve islam inancının bulunması.

b-Köyde almış olduğu dini bir şahsiyet ve edinmiş olduğu bazı bilgiler.

c-Gitmiş bulunduğu ülkenin, her yönden bilhassa Dini yönden serbest olmaları vicdan ve Din hürriyeti ile birlikte kendi düşünce hürriyetini harekete geçirmiş olması.

d-Aynı şekilde Avrupada faaliyet gösteren bazı Dini cemaatlerin etkisinde kalmaları.

e- Her zaman için evliyaların dervişlerin, ermişlerin, hak olduğuna inanmaları kerametlerini, menkibelerini eskiden beri dinlemeleri onların tasavvufa girmelerinin ilk basamağını teşkil etmiş gibi görünür.

f- Bunların dışında söylenebilecek söz Allahın ihsanıdır. Kendilerinin bulunmuş olduğu yerin ve köylerinin vermiş olduğu sosyal bir olgudur.

Bu ve benzeri sebepler anlatmaya çalıştığımız bu kitleyi etkilemiş ve onları bu sonuca götürmüştür diyebiliriz. Fakat şunuda söylemeden geçemiyeceğim. Köylü halkın ister köyde ikamet edeni olsun ister şehire veya yabancı ülkelere gidenlerin bazısında tasavvuf kavramları pek bilinmemekle beraber bu müessese şıklık diye isimlendirilir. Şıklık yapanlarında fazla derine dalmamaları yoksa anormal şeylerin tezahür edebileceğini akli dengesinin bozulacağı cinlerin ve perilerin o kişiye musallat olacağı inancıda vardır. Bazı isim ve misaller vererek ispatlamaya çalışırlar.

Özetliyecek olursak dış ülkelere gidenler kendi durumunda gizli olan bazı kıpırdanışları burda saymaya çalıştığımız sebeplerden dolayı harekete geçirme imkanı bulmuş bu hareket tasavvuf şekinde siyaset şeklinde veya dindar müteassıp şeklinde cereyan etmiştir. Anlatmaya çalıştığımız bu kesimin bilgilenme yardımsever olma Dini kurumlara maddi ve manevi destekte bulunmak, fakir ve muhtaçlara iyilik ve ihsanda bulunma dini kesime ve şahsiyetlerine önem verme gibi bazı güzel Ahlak numunelerinide taşımalarını söylemeden geçemeyeceğim

3-KÖYDEN ŞEHİRE GÖÇ EDENLER :

Bu gurubu oluşturanların çoğunluğunu genç nesil oluşturmaktadır.Köyde geçim zorlaşıp çiftçilik ve hayvancılıktan rahat bir yaşama biçimi elde edilemeyince aile reisleri çocuklarını şehir merkezine göndererek bir sanat ve meslek sahibi yapmaya çalıştılar. Köylü halk yanında şehirde çalışanlar büyük saygı görüyor, sevgi besliyorlardı. Böylece köyden şehir merkezlerine göç eden burada yaşamıya başlayan halk kitlesi çoğaldı. Bugün ise artık köyde bulunan evlerin yarısı belki daha fazlası bu olaydan dolayı viran kalmış kendi hallerine terk edilmişlerdir. Bazı aileler tamamen bazıları kısmen göç etmişler şehir hayatına kendilerini adapte etmişlerdir. Bu kitlenin genel olarak dini yaşantısına göz attığımız zaman çoğunluğunu okumuş, tahsil yapan meslek sahibi olma dindar ve bazılarınında tasavvuf ehline katılmış olduğunu görürüz. Dindar olmalarının ve bazılarının tasavvuf yoluna dahil olmalarının sebeplerini araştırdığımız zaman şu hususlar göze çarpar.  

a-        Her şeyden önce bu kitlenin hemen hepsi ve Kur’an kursunda eğitim görmüş veya İmam Hatip okullarında okumuş veya her hangi bir şekilde Dini bir eğitim alma durumundadır.

b-        Her zaman için İmamlara,Müezzinlere, Hafızlara özenti duymuşlar, din adına olan şeylere saygı beslemişler, kendileride bunlar gibi olmaya çalışılmış ve Zorlanılmışlardır.

c-        Bu ve benzeri sebeplerden dolayı Ömerhacılı köyünden göç edenler kendi aralarında dindar bir kesim oluşturabilmişlerdir. Köyden yeni göç eden kişide hemşehrilik dolayısıyla bunların arasına katılmış çevre edinmiş olmasından dolayı bu dindar kitle devamlı çoğalmaktadır.

D- KÖYDE DİNİ BAYRAMLAR VE KUTLANIŞI :

Bayramları anlatmak, kutlanışının nasıl olduğunu bilmek için söze Arefe gününden başlamalıyız. Ramazan bayramındada, kurban bayramındada arefe günü ikindi namazını köylü halkın çoğu camide cemaatle kılarlar. Bunu müteakip cemaat, caminin imamınıda alarak mezar ziyaretinde bulunurlar. Mezar ziyareti esnasında ilk olarak imam efendi Kabristanın kıble tarafına oturur. Genellikle Yasin’i Şerif suresini okur, daha sonra dua ederek ölülerin ruhlarına hediye eder. Cemaatten isteyenler kabristana girerek akrabalarının yakınlarının ruhlarına bir defa daha okur hediyede bulunurlar. Arefe günü bu şekilde geçirilir.

Bayram günü ise sabah erkenden kalkılır, sabah namazı kılınır. Bayram namazı kılınır. Cami önünde cemaat bayramlaşır, küslerin barıştırılması için araya adamlar konur. Bunların hemen hepsi her köyde yapılan adetlerden ve işlenilen hallerden biridir. Ömerhacılı köyüne has olan durum ise bayramın birinci günü ise sabah vaktinde yenilen yemek olayıdır. Köyde belli isimlerle, lakaplarla anılan kabileler daha önceden kendi aralarında anlaşarak yemek yiyecekleri evi tesbit ederler, yemek vakti gelince tesbit edilen evlere her kabilenin fertleri kendilerinin kabilesinde kendi aralarında toplanırlar. Daha sonra kadınlar o eve kendilerinin pişirmiş olduğu yemeklerden getirirler. Böylece bol olan ve çeşitli olan yemekler toplanır. Erkeklerin yemeleri için hazırlanıp ortaya konur kadınlar ise bu sırada o evin başka bir odasındadır. Kadınların durumu bazı bayramlarda çok değişiklikler arz eder. Bunu söylememin sebebi ise genellikle bayram günlerinde sevinç ve neşeden başka bir şey düşünülemez.

KÖYDE DÜĞÜN ŞEKLİ:

Daha önce bahsetmiş olduğumuz kültürel değişiklik köyün düğün bayram gibi özel günlere has adetlerinide etkilemiş, bunlarda belli ölçüde değişikliğe uğramıştır. Biz burada daha önceleri düğün nasıl yapılıyorsa onu anlatmaya düğünlerin değişikliğe uğramayan ve diğer köylerden farklı yanlarını aktarmaya özen göstereceğiz. Düğünden önce kız evinden söz alındığı vakit, büyük helvası ve küçük helvası denilen iki gününde helvalar yenir, veya bisküvi ile lokum yedirilir. Bundan sonra ise:Düğün yapılmadan bir hafta önce oğlan evinin damına Bayraktar tarafından Bayrak dikilir. Böylece o evde düğün olduğu anlaşılır. Köyde Bayraktarlık görevini üstlenen kişiler bilgili, olgun, hazır cevaplı, şahsiyetli kişi olmak zorundadır. Bu görev özel olarak bu kişilere verilir. Uzun süre bu görevini devam ettirir. Bundan başka diğer köylere davetiye o günkü ismi ile, okuyuntu çıkarılır. Düğünden onlarda böylece haberdar edilir. Diğer köylerden misafir olarak gelen köylüleri düğün sahibi köy halkı aralarında taksim derek evlerine götürürler. Bu sırada diğer köylerden gelenlerde heybeleri dolu olarak azıkları ile birlikte gelirler. Misafir kalgığı ev sahibine misafir kaldığı sürece bu şekilde yardımcı olmaya çalışır. Bu zaman zarfında güğüne kadar eğlenceler, yarışlar, güreşler tertip edilir. Başa güreşenlere: sığır, ortaya güreşenlere: koyun, ayağa güreşenlere: para olarak ödül konulur. Bu günler bu şekil eğlencelerle geçirilirdi. Sıra düğün günü kız almaya gelince: oğlan evinden gelin kızı almaya yengeler çıkarır, seymenler giderdi. Yengelerin giyinme şekli İslamın emrine uygun uzun entari ve yüzlerini örten duvakları olurdu. Gelinede özel gelinlik gidirilir, yüzüne al duvak örtülürdü. Yengeler gelini ortalarına alır, sıra halinde el ele tutup dururlardı. En önde Bayraktar elinde Bayrak onun sırasında köyün İmamı ve olgun kişiler, onların arkasında genç olanlar gelini alıp, yüksek sesle çeşitli tekbirler getirerek, dualar okuyarak gelini bu  şekilde yürüyerek getirirlerdi. Gelini almaya giderken, eğer gelin başka köyden alınacaksa, o köyün cemaati Bayraktarları ile birlikte karşılamaya çıkar, iki cemaat karşılaşınca, oğlan tarafından gelenler önce selam verir, karşı taraf selamlarını alır, hoşgeldin ederler, birbirlerine karışmadan ilk konuşmayı Bayraktarlar yapardı. (Daha önce söylediğimiz gibi Bayraktarlar bir çok konuda bilgili ve görgülü olmak zorunda idi.) Kız tarafının Bayraktarı oğlan tarafının Bayraktarına çeşitli sorular sorar, mesela: sorular islami olmakla beraber bazı yanıltıcı sorularda sorulur, Bayrağın rengi neden böyle, direği neden yapılır, Kur’anda mimsiz, hayvanda dilsiz, meyvede çekirdeksiz nedir gibi. Eğer bunlara diğer Bayraktar cevap verirse: Buyrun geçin diye izin verilir, cevap veremez ise Bayrağını dürde teslim et denilir. Bu durum oğlan tarafına çok ağır gelir, geri almak için adet kabilinden birşeyler verilir, Bayraklarını geri alırlar. Oğlan tarafının Bayraktarı bütün soruları bilirse, kız tarafının Bayraktarına soru sorma hakkı doğar. Ancak menfi durumda Bayrağını alamaz, sadece bu onların morallerinin yükselmesine sevinmelerine sebep olur. Şayet gelin aynı köyün için den alınıyorsa aynı şekilde kız tarafının Bayraktarına bazı sorular sorulur fakat bu adet kabilindendir, Bayrak alınamaz. Akşam gerdeğe girmeden önce oğlan tarafı geline çeşitli bağışlarda bulunur.

DÜĞÜNDE SÖYLENEN BAZI MANİLER:

Gelinkız evden çıkarken kız tarafını ağlatmak için

Çattılar ocak taşını

Yudular gelin başını

Kız ağlatma gardaşını

İşte goydum ben gidiyom

Evi barkı terk ediyom

Damat yatsı namazından çıkıp gerdeğe girmek için gelirken:

Bir bölük bir çare kullar

Gelmişiz dergahına

Kabul eyle duamızı

Ya ilahel alemiyn

 

Bizleri sırattan geçir

Selamet ya Rasulallah

Elim kara yüzüm kara

Gelmişiz dergahına

 

Yüzümüzün karasını

Sil Muhammet Mustafa

Bizleri sırattan geçir

Ya Muhammet Mustafa.....AMİN

Köy halkından olan Caner Arzu Ana'nın düğününde söylenenden derledikleri.

KÖYDE PİLAV YEDİRME ADETİ:

Köyde pilav yedirme adeti edindiğimiz bilgiye göre en eski adetler içerisinde yer almaktadır. Bunu çeşitli vesilelerle köylü vatandaştan zengin olanlar, hali vakti yerinde olanlar bu adeti yerine getirirler. Pilavın yapılması için bu işten anlayan özel ahçı tutulur. Genellikle bir büyük baş iki küçük baş hayvan kesilir.

PİLAV:

1-        Düğün olduğu zaman

2-        Hacdan gelindiği zaman

3-        Cenaze zuhur ettiği zaman

4-        Yağmur duasına çıkıldığı zaman

Yedirilir. Herkes kendisi için birer kaşık alarak pilav yenilecek eve gider. Tepsi tepsi bölünmüş çeşitli odalarda köylülerden istinasız herkes çoluk çocuk bütün ahali pilav yemeye gelir. Hatta diğer yakın köylerden dahi gelerek pilav yerler. En sonunda yedirilen yemekten dolayı Allahtan bereket sahibine selamet ve huzur istenilir. Pilav ne amaçlı yedirilmiş ise o işin kabul olmasını meydana gelmesini bu vesileyle Allahın rızasını kazanmayı amaçlarlar.

KAYNAK : OSMAN TANRIVERDİ

OSMAN TANRIVERDİ'NİN HAZIRLAMIŞ OLDUĞU TEZ'İNDEN ALINMIŞTIR.

 

Bizlere Köyümüzün Genel bilgilerini 
Bu kadar güzel anlattığı için
ne kadar Teşekkür etsem azdır.
Allah ondan razı olsun.

 





Bu sayfa hakkındaki yorumlar:
Yorumu gönderen: SEMA UĞUR ÖZER( SEMA UĞUR ), 12.04.2008, 06:31 (UTC):
böyle bir buluşu hazırlıyan ve devamını hızla sürdüren saygı değer mustafa beye teşekürlerimizi iletir her şey çok güzel devam ediyor planlama çok güzel başarılar bir bir geliyor herkeze selam fanatik ömer hacılılı uğur özer antalya

Yorumu gönderen: mustafa guney ( mustafam87hotmail.com ), 20.11.2007, 14:13 (UTC):
cok gusel olmus elinize saglık

Yorumu gönderen: lokman dogan( doganbjkhotmail.fr ), 19.11.2007, 22:26 (UTC):
UNUTULMAZ DEMIS YA SAIR Iste bu guzel adetler toreler unutulmaz unutulmuyor GARDASIM Bide su 8 0 unutulsa O da unutulmuyor

Yorumu gönderen: Mustafa( aslangayserilimhotmail.com ), 16.10.2007, 19:53 (UTC):
Öncelikle Ömerhacili köyünü böyle güzel bir site hazirlayarak 5 kitadaki köylülerimize hatirlatip tanittigi için ve daha sonrada yukarida okudugum tezi yazipta gelecek nesillerin örf ve adetlerimizi devam ettirmelerini sagladigi için emegi geçen herkese diyorumki yüreginize saglik emeginize saglik sagolun varolun Allaha emanet olun.



Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:
Peygamberler Tarihi
 
www.baktube.tr.gg
sitene ekle



www.baktube.tr.gg
sitene ekle
 
Reklam
 
Kuran dinle
 

Reise Büro ÇELİK
 
Osman Çelik
Königsbergerstr.2
40764 Langenfeld
Tel : 02173 - 78998
Fax : 02173 - 3999696
Cep : 0172 - 7057440
Sezonluk biletleriniz Ocak ayında
ayırt ettirdiğiniz takdirde, biletlerinizi
uçus öncesi alabilirsiz.
Ödeme şartlarında büyük
avantajlar sunuyoruz...
Köylülerimizin alacağı her biletten
5 €uro Derneğimize verilecektir.
Gazeteler
 
 
Bugün 5 ziyaretçi (45 klik) burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Ömerhacılı Köyü Web sitemizi ziyaret ettiğiniz için teşekkürler. Mustafa Morboga